Sema ÖRS


İHANET BEDELSİZ KALDIKÇA DEVAM EDER

.


Daha önce kaleme aldığım fakat başlıkta kullandığım bir ata sözünden dolayı şikayet üzerine yayından kaldırılan köşe yazımı (emeğimi) birkaç eklemeler dahilinde tekrar sizlerle paylaşmak istedim… Bu arada geçen yazımızda ‘sürçülisan ettiysek affola’ derken bu MİLLETİN CUMHURBAŞKANINA ve ona oy veren halka her türlü hakaret ve küfrü yapan hadsiz kimliksizleri de biz VATANSEVERLER olarak affetmiyoruz… Affedilmeyeceksiniz… Her ne kadar dünya birilerinin tekelindeymiş gibi gözükse de ''İlahi adalet'' işliyor... Yaşadığımız her şey ALLAH (c.c) ın izni dahilinde önce bunu unutmamak kaydıyla şimdi bir kul olarak gözümüzün gördüğü kulağımızın duyduğu, araştırarak, yaşayarak aklımızın yettiği kadarıyla söze başlayalım.

Önce 3. Dünya Savaşı ve sonra Şeytanın İmparatorluğu'' işte günümüzün gündemi bu. Küreselciler, ulusalcılar, dinciler, budist'ler. Bunlar da siyonist İsrail'in kategorize edilmiş piyonlarıdır. Amaç, yahudi egemenliği. Tek engelleri MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİ. Sözde Amerika, özde Yahudi HEGEMONYASI Türk milletine kafa tutmayı göze almış artık. Durum onu gösteriyor. Bunu da elindeki sözde gelişmiş silahlarına güvenerek yapacak. Kurtuluş savaşındaki gibi etrafımızı sardılar ve her an saldırmaya hazırlar. Oysa ki benim halkım medyada ki algıların tuzağında hala. CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK 2001 EKONOMİ KRİZİNİ unutmuş gibi. Ne CORONA gibi kimyasal darbeler, ne güneyden gelen şehit haberleri, ne de MEDYANIN algı operasyonları nedense benim milletimi uykudan uyandırmaya yetmiyor. Ancak ne zaman göklerimizde düşman uçağı görürse o zaman anlayacak durumun vehametini, tıpkı 15 Temmuz darbesindeki gibi. O gün başaramamışlardı. Ama sonra dışarıdan kaba kuvvetle Türkiye'nin durdurulamayacağını çok iyi anlayan müttefik sıfatlı "gizli düşmanlar" truva atlarını devreye sokmak mecburiyetinde kalmışlardı... Meral Akşener ve İP ile MHP'yi devre dışı bırakmayı deneyenler, sonra da Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ile AK Parti'yi devre dışı bırakma derdindeydiler. Ülkenin tekrar Brüksel, Washington, Londra ve Telaviv merkezli teslimiyetçi politikalara dönmesini istiyordu hepsi. Hedeflerine varabilmek için de, hem liderlerin yakınlarında, hem de liderlerin seçtiği isimlerin kadrolarında, kendileri için çalışacak ekipler oluşturdular. Böyle bir kadrolaşma için de kullanılacak ilk yöntem, zayıf karakterli ve işini ciddiye almayan sıfat sahibi kişilerin araştırılması, zayıf yanlarının bulunması, o yandan devlete ve partilere sızmaya çalışılması gayretlerini göstereceklerdir ki işte böyle gösteriyorlar da.... Yavaş yavaş ve hissettirmeden verdikleri dünyevilik zehiri ile ideal, inanç, itikat, merhamet, vicdan, dürüstlük ve ahlak gibisinden manevi değerlerden uzaklaştırmayı başardıkları kişileri, istemleri doğrultusunda kullanabilmek için devreye sokacakları ilk yöntem, kendilerinden gibi görünen düşmanlarını, bu adamların zayıf yanlarını kullanarak içeri sokup, düğmeye basıldığı zaman harekete geçecek hücre evi bombaları olarak beklemede bırakmak olacaktı.

İşte bu yapıda, kuyruktaki kişilere halk arasında ''KÖSTEBEK'' tabiri kullanılır..

Bunlar halktan yana gözükür fakat tabiri caiz ise aslında münafık kişiliklerdir çoğu..Değil beş vakit elli beş vakit namaz da kılsalar, değil bir ay on iki ay oruç da tutsalar, milletin kul hakkını asla ödeyemezler. İmanı sağlam insanları da asla kandıramazlar. Şu an da bu devlet, Kurtuluş Savaşı’nda verdiğimiz mücadelenin bire bir aynısını veriyor. Düşmanlar aynı, piyonlar aynı. Yöntem aynı. Kurtuluş savaşında sahada kazanan mehmetçiğimizi, milletimizi; içimize yerlestirdikleri ajanları ile yendiler. Şimdi aynı piyonlarla siyasi parti görünümlü ajanları ile Erdoğan'ı devirmek için topyekun saldırıyorlar... ALGI profesyonelleri, hain fitneciler, öyle yalan ve iftiralar uyduruyorlar ki, Cumhur ittifakı cevap verse de, vermese de şaibe altında kalıyor. Böylece kendi zihniyetlerini ellerinde tutup uyutuyorlar. Yaptıkları algı operasyonlarıyla kendi seçmenlerinin uyanmalarına fırsat vermiyorlar. SAFLARINI SIKLAŞTIRIYORLAR. “Erdoğan gitsin de Türkiye batarsa batsın” diye nefretle nefes alıyorlar. Dertleri mi? Tabiki Erdoğan’ı hedefe koyup Türkiye’yi paramparça etmek. “Sultan Abdülhamit giderse Osmanlı kurtulur.” dediler. Abdülhamit gitti ama Osmanlı da parçalara bölündü. O zamanın ; taşnağı, mankurtları, masonları, muhalifleri, hınçakları ve ittihatçıları şimdinin ise CUMHUR İTTİFAKINI cephe almış MİLLET İTTİFAKI adı altında toplanan muhalif partiler zümresi aynı ihanet içindedirler. Sadece kabuk değiştirmişler. İslamı doğru yaşamayan-doğru algılayamayan idrakı yoksun, ailelerden gelen insanlarımızın yüzyıl önce sömürülüşlerini de katarsak Erdoğan'ın getirdiği zenginlik ve hürriyetle, vatana millete faydalı olacaklarına tekrar iplerini siyonizmin eline veren partililer, kukla olan brokratlar var..  Siz bakmayın öyle ‘’Artık AK partiye oy vermeyeceğim’’ diyenlerin sözüne. Onlar zaten hiçbir zaman milletin yararına oy vermediler, vermeyecekler de. Bunların aklı koyun gibi çalışır. Tek başlarına korkaktırlar. Ancak sürü halinde muhakkak bir çoban korumasıyla güdülürler. O çobanı da parasıyla ya da zaafıyla tutan bir üst akıl mutlaka vardır.

Türkiye Cumhuriyeti'ni sadece dışarıdan vurarak işgal edemeyeceğini bilen vahşi batı ve siyonistler bizim iç dinamiklerimizi harekete geçirmeye çalışıyor. İçerideki dizayn buna göre yapılıyor. Türkiye’de tarihin en büyük asimetrik ittifakı oluşturulmuş durumda. İşte tehlike tam da burada baş gösteriyor… Yaşadığımız uzun süreli kısıtlamaları da dikkate alıp sadece hastalık dolayısıyla sanmayın. Devlet çalışıyor ve kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. Devlet ihmal etmez tehir eder. İhanet edenin cezasını ise mutlaka keser. Açık ve net söylüyorum herkes aklını başına almalıdır. Son zamanlarda yaşadığımız tüm olumsuzluklar dışarıdan işgal, içeriden ise sivil darbe hazırlığıdır ve fırtına kopmadan ortalık karışmadan önce ivedilikle Türkiye biran önce kendi içerisindeki cırtlak sesleri bastırıp yönünü Akdeniz’e ve Balkanlar’a çevirmelidir. Kuzey ve doğumuzda olanlar bizi oyalama taktikleridir. Unutmayalım, fırtına her zaman baktığımız yerde değil bakmadığımız yerde kopar.  Allah’u Teala'nın ipine sımsıkı sarılalım. Parçalanmayalım.

 

Selam ve saygılarımla.