Migren, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısıdır. Uzmanlar, atakların 3 saatten 3 güne kadar sürebildiğini belirtiyor.
İSTANBUL (İGFA) - Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin türlerinden tetikleyicilerine, tedavi seçeneklerinden ne zaman doktora başvurulması gerektiğine kadar önemli bilgiler paylaştı.
Dr. Celal Şalçini, migrenin primer baş ağrıları arasında yer alan, kendine özgü özellikleri bulunan bir hastalık olduğunu vurguladı. Genellikle tek taraflı, zonklayıcı karakterde ve nabız atışı şeklinde hissedilir. Ataklara sıklıkla ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma eşlik eder. Fiziksel aktivite ağrıyı artırır; merdiven çıkmak, eğilmek veya öksürmek şiddetlendirebilir. Migren ağrısı çoğu zaman 10 üzerinden 7–8 şiddetinde seyreder.
Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki temel tipi bulunuyor. Auralı migrende, baş ağrısından önce görsel belirtiler ortaya çıkar. Görme alanında ışık çakmaları, zikzaklı çizgiler, bulanıklık ve parlamalar en sık görülen aura belirtileridir. Bu belirtiler genellikle baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce başlar.
Migren ataklarını tetikleyen faktörler kişiye göre değişiklik gösterir. Parlak ışıklar, keskin kokular, çikolata, mayalı içecekler, lodos, deterjanlar, parfümler ve klima ortamları sık görülen tetikleyiciler arasındadır. Hastaların kendi tetikleyicilerini tanıması, tedavi sürecinde büyük önem taşır.
Aşırı ağrı kesici kullanımı, ayrı bir baş ağrısı türüne yol açabilir. Dr. Şalçini, ayda 10–15 günden fazla ağrı kesici kullanan kişilerde “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” gelişebileceğini ifade etti. Bu durum, tanı ve tedavi sürecini önemli ölçüde zorlaştırmaktadır.
Migren bazı kişilerde ömür boyu sürebilirken, bazılarında zamanla kaybolabilir. Tedavide atak tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere iki temel yaklaşım bulunur. Koruyucu tedavinin amacı, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaktır. Ayda 3–4’ten fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları olan kişiler mutlaka doktora başvurmalıdır. Özellikle ilk kez ortaya çıkan, 50 yaş sonrası başlayan, ilaçlara yanıt vermeyen veya nörolojik belirtilerle seyreden baş ağrıları ciddiyetle değerlendirilmelidir.
Migren tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyon tedavileri, akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı seçenekler mevcuttur. Hasta-hekim iş birliği ve doğru bilgilendirme, tedavi başarısını önemli ölçüde artırır.