Uyarı Basın Açıklamasıyla Geldi
Bursa Tabip Odası (BTO), Aralık 2025'te kentte düzenlenen bir sempozyumda kendisini onkolog ve profesör olarak tanıtarak konuşma yapan bir kişi hakkında kamuoyunu uyarmak için basın açıklaması yaptı. Türkan Saylan Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen açıklamaya BTO yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda hekim katıldı.
Kanıta Dayalı Tıp İlkeleri İhlal Edildi
BTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ferda Firdin, söz konusu kişinin kemik iliği kanserinden standart onkolojik tedavileri reddederek 4 ay içinde iyileştiğini iddia ettiğini belirtti. Dr. Firdin, bu iddiaların kanıta dayalı tıp ilkeleriyle uyuşmadığını vurgulayarak, "Bilimsel tedavilerin yerini alabilecek herhangi bir yaklaşım bulunmamaktadır; tıbbın alternatifi yoktur. Bu tür söylemler özellikle tedavisi süren hastalar açısından ciddi risk taşımaktadır" dedi.
Almanya'dan Gelen Yanıt: Belgeler Sahte
Bursa Tabip Odası, kişinin mesleki belgeleri ve akademik unvanına ilişkin iddialarını teyit etmek için Almanya'daki yetkili makamlara başvurdu. Gelen resmi yanıtlarda, kamuoyuna sunulan belgenin sahte olduğu ve kişinin Berlin Tabip Odası'na hiç üye olmadığı bildirildi. Ayrıca, Türk Tabipleri Birliği'nin başvurusu üzerine Baden-Württemberg Eyaleti'nden gelen yanıtta da 10 Nisan 2008 tarihli uzmanlık belgesinin sahte olduğu ve kişinin bu tabip odasına da üye olmadığı ifade edildi. Konuyla ilgili Stuttgart Savcılığı'na başvuruldu.
Bilimsel Kanıt Eksikliğine Vurgu
Açıklamada, kişinin paylaştığı belgelerde tanının "G3 osteosarkom" olarak yer aldığı, ancak yüksek dereceli osteosarkomda standart tedaviler dışında kısa sürede kalıcı iyileşme sağlandığına dair güvenilir klinik kanıt bulunmadığı belirtildi. Kişisel anlatımlara dayalı tedavi başarı iddialarının genelleştirilmesinin bilimsel ilkelerle bağdaşmadığı vurgulandı.
Adli Süreç Başlatıldı
Bursa Tabip Odası, halk sağlığını yanıltıcı nitelikte beyanlar nedeniyle ilgili kişi hakkında yetkili adli mercilere başvurduğunu ve sürecin takip edildiğini açıkladı. Bilimsel dayanağı olmayan sağlık iddialarının akademik ortamlar aracılığıyla yayılmasının kaygı verici olduğu belirtilerek, üniversitelerin doğrulanmış bilginin güvenle aktarıldığı kurumlar olduğuna dikkat çekildi.